insancilsol.com'a ho?geldiniz | INSANCIL SOL Haber-Yorum INSANCILSOLchp
Ara   yer  
 Yeni Kullanıcı KaydıAna Sayfa | Haber Öner | Kayıt/Giriş | Konular | Arama Motoru  

İNSANCIL SOL Y.İ.
         
  Yayın İlkelerimiz

İNSANCIL SOL BLD.
           
        Bildirge 1

Yakın Tarihli Haberler
13.07.16
· VEFAT VE BAŞSAĞLIĞI: KKTC'NİN İLK SAĞLIK BAKANLARINDAN DR.ALİ ATUN VEFAT ETTİ
11.07.16
· SOSYALİST ENTERNASYONAL'İN TERÖR ÖRGÜTLERİNİ ARKALAYAN KARARINI KINIYORUZ
07.07.16
· GÜN YİTİRMEDEN ATATÜRK'ÜN DIŞ SİYASETİNE SARILMALIYIZ
· PARDON SAYIN AZİZ NESİN !
· BUNLARLA NEYE ORTAK OLACAĞIZ? RUM MAHKEMELERİ NE KADAR GÜVENİLİRDİR?
· TIP KURUMU'NDAN CANAN KARATAY'A "CEZA"YA TEPKİ...
· TERÖR EYLEMLERİ
06.05.16
· AVRUPA'DA YAŞAYAN GENÇLİK ÖNCÜLERİ ADANA'DA TOPLANIYOR
· MERAK EDİYORUM!
· TÜRKİYE İKİ BÜYÜK STRATEJİK TEHDİTLE YÜZ YÜZE
· BİLİM VE İNANÇ İKİ AYRI KAVRAMDIR
· DENİZ'LER...
· TTB YÖNETİCİLERİ NEDEN HDP/PKK DİLİYLE KONUŞUYOR?
· BUGÜNDEN GELECEĞE SİYASET VE DIŞ POLİTİKA
26.11.15
· CHP VE TARİHSEL GÖREVİ
04.03.13
· "SANA GÜVENMİYORUZ"
02.03.13
· “GREV” VE “SARI SENDİKA” SÖZCÜKLERİNİN KÖKENİ
· İŞSİZLİK OLGUSU
· TÜRKİYE'NİN ENERJİ GELECEĞİ-2
· BAŞBAKAN, SON KIRK YILIN EN ŞANSLI POLİTİKACISI...

TSİ



Dünya Gazeteleri
60 ülke 300 gazete
ingilizce v orijinal
abonelik seçenekleri

haber/analiz
M.Emin Değer:
"Tayyip Erdoğan
ve Düşün-deki
Cumhuriyet (Sistem)
"
Uluç Gürkan:
"Seçim İttifakı"
Ahmet Saltık:
"Emperyalizmin 2008
Planları
"
Atılgan Ulutaş:
"Üç çeşit Osmanlıcılık"

Dosya/Rapor
Yoksullaştırma ve Sağlık
Küreselleştirme ve Çevre Sağlığı
AB v Türk Sağlık Politikaları Raporu
Toprak ve Siyaset Reformu Yapılmalıdır
Lozan ve Türkiye'nin Geleceği

IFJ

ana sayfa

SORULAR YANITLARDIR
M. TINAZ TİTİZ

Sorular Yanıtlardır!
”Bütünlerin” sorunları
Doğru soruları sorabilmek

WORLD SOCIAL FORUM

World Social

TRANSPARENCY INT

Transparency Inter

  
TÜRKİYE İKİ BÜYÜK STRATEJİK TEHDİTLE YÜZ YÜZE
Tarih: 06.05.2016 Saat: 14:57
Konu: Güncel haberler
Güncel haberlerİnsancıl Sol Yayın Kurulu üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK iş yeri ve işçi sağlığı ya da daha geniş bir terimle emeğin esenliği konusunda ulusal ve uluslararası verileri kendi birikimiyle harmanladı: "Bu temel, ciddi ve ağır sistematik sorunlara katılımcı ve işleyen – ussal çözümler üretmeden çalışanların iş – işyeri kaynaklı stresini yönetmek nasıl olanaklı olabilecektir? Yerel sermaye ile bütünleşerek (gerçekte onları yutarak!) iyice güçlenen ve tekelleşen küresel sermaye, giderek uzlaşmaz – dayatmacı tutumlar izlemektedir. Öyle ki; emekçilere, onca ağır vergi ve sömürü yetmezmiş gibi, son birkaç on yılda yepyeni (!?), post-modern (!?) bir vergi daha yüklenmiştir! ILO verisiyle (2015) her gün 865 bin emekçi çalışırken – üretirken işyerinde yaralanmakta – hastalanmakta – ölmektedir!"

2 Mayıs 2016’da İstanbul’da Ulusal Kanal’da EKOPOLİTİK Programında Sn. Çetin Ünsalan’ın konuğu olduğumuzda bu temaya değindik (https://youtu.be/CQaoA228SS0). ILO’ya elbette çabaları için teşekkür ederiz. Ancak işyerinde stresin, KüreselleşTİRmeden =
Yeni Emperyalizmden kaynaklanan temel ekonomo – politik sorunlar kaynaklı olduğu
asla göz ardı edilemez. Bunlar başlıca;

– Yüksek İşsizlik tehdidi
– Esnek istihdam
– Güvencesiz istihdam
– Sendikal örgütsüzlük
– Yetersiz ücret; yoksulluk ve yoksunluk
– Emekli olamama kaygıları
– Sermayenin küreselleşerek spekülatif finans-kapitale(kumarhane kapitalizmine) dönüşümü

Bu temel, ciddi ve ağır sistematik sorunlara katılımcı ve işleyen – ussal çözümler üretmeden çalışanların iş – işyeri kaynaklı stresini yönetmek nasıl olanaklı olabilecektir? Yerel sermaye ile bütünleşerek (gerçekte onları yutarak!) iyice güçlenen ve tekelleşen küresel sermaye, giderek uzlaşmaz – dayatmacı tutumlar izlemektedir. Öyle ki; emekçilere, onca ağır vergi ve sömürü yetmezmiş gibi, son birkaç on yılda yepyeni (!?), post-modern (!?) bir vergi daha yüklenmiştir!

Akıllara durgunluk veren KAN ve CAN VERGİSİ emekçilere vahşetle ödetilmektedir!
Bu çarpıcı saptamanın kanıtları iş cinayetleri ve meslek hastalıklarıdır. ILO verisiyle (2015)
her gün 865 bin emekçi çalışırken – üretirken işyerinde yaralanmakta – hastalanmakta – ölmektedir![1] Yılın 365 gününde bu rakam 316 milyon gibi muazzam bir büyüklüğe erişmektedir. Oysa bilimsel olarak meslek hastalıkları %100, iş kazaları – cinayetleri %98 önlenebilir durumdadır. Üstelik son derece makul giderlerle! Toplam üretim maliyetinin %5’ini geçmeyecek harcamayla. Ayrıca bu giderler vergi yasalarımıza göre gider gösterilerek vergi matrahından düşülebilirken. Pek çok işveren bu giderlerden kaçınarak, maliyeti topluma yansıtmakta ve yine ILO verileriyle  (Takala, 2005) ulusal gelirin (GSMH) %4-6,5’i arasında çok daha ağır bir maliyet yüklemektedirler. Ayrıca yukarıda sıralanan nedenlerle de,
sermayenin tunç yasası bağlamında kârlarını en çok kılmak (kâr maksimizasyonu) için ödünsüz çaba içindedirler.

Burada son derece önemli bir makro soruna daha mutlaka vurgu yapmak gerekiyor :

Nitelikli olmayan (unqualified) emekçilerin işyerlerinde döngüsü (turnover) çok hızlıdır.
Daha açık bir anlatımla niteliksiz emekçiler 2-3 yıl çalıştırılıp çıkarılmakta, yerlerine yenileri alınmaktadır. Nitelikli çekirdek emekçiler işte tutulmakta ancak öbürleri hızla yenilenmektedir. Benzetmek incitici ama adeta garanti süresi dolmadan işçi değiştirilmektedir! Dolayısıyla bu işletmelerdemeslek hastalıkları da görülmüyor (!?). Tıpta(Epidemiyolojide) bu aldatıcı duruma ironik olarak “sağlıklı işçi etkisi” denilmekte. Nitekim dünya genelinde yıllık toplam meslek hastalığı saptaması 1 milyonu aşmıyor. Küre genelinde yaklaşık 3 milyar emekçide yıllık %o 4-12 oranında beklentiyle[2] her yıl 12-36 milyon yeni meslek hastalığı beklenirken, salt 1 milyon olgu (yarısı Çin ve ABD’den), emekçilerin bu dertlerine tanı bile konulamadığını kanıtlamaktadır (gizli meslek hastalıkları salgını!).

Oysa üretim maliyetinin vergiden düşülebilecek %5’i dolayındaki giderle %98-100 oranında önlenebilecek iş cinayetleri – meslek hastalıklarının bedeli, kezlerce katlanan büyük maliyetle (ulusal gelirin %4-6,5’i!) sermaye tarafından topluma yansıtılmaktadır. Bu kapitalist politika
etik – moral olmadığı gibi yasal da değildir ama eylemli (de-facto) gerçek budur. Bu sorunun
küresel ölçekte ele alınarak mutlaka çözülmesi gerekir. Kabul edilemez ve sürdürülemez
bu işleyişin 2 büyük yükü daha var :

İlki sosyal güvenlik bağlamında : 2-3 yılda bir doldur – boşalt emekçiler geçici – esnek istihdam ile SGK’ya 25 yıl / 7500 gün prim ödeme koşulunu nasıl yerine getirebileceklerdir emekli olabilmek için? Bu hovarda – sorumsuz rejim günümüzden alarak 25 yıl kadar sürdürülürse, 50’li yaşlara gelecek milyonlarca nitelikli olmayan işgücü nasıl emeklilik hakkı kazanacaktır? Üstelik belli ölçülerde adı konmayan meslek hastalıkları bulguları olan,
ufak – tefek, orta boy iş kazaları ile kimi engellilikleri yüklenen bu emekçiler, dev bir sosyal güvenlik karabasanı doğurmayacak mıdır?

İkinci makro-ekonomik, makro-politik sorun Demografik fırsat penceresi açısındandır.
Türkiye halen bu Pencere dönemindedir ve eldeki nüfus artışı verileriyle en az 35-40 yıl daha
bu dönemi yaşayacaktır. Hızlı ama çok anormal olmayan bir nüfus artış hızıyla (TÜİK 2015; %1,34; 1 milyon 45 bin artış!) Türkiye, çok genç nüfusuyla 35-40 yıl daha “yaşlı” bir nüfus olmadan “genç nüfus” niteliğini koruyan, bu avantaja sahip dinamik bir denge durumu.
Bu dönemde yapılacak en önemli yatırım, eldeki insangücünün niteliğini iyileştirmektir. Bunun da 2 temel dayanağı vardır; Sağlık ve Eğitim. Eldeki büyük nüfusun (80 milyon!) sayısını daha hızlı artırmayı asla dayatmaksızın (sandviç toplum[3] olma riski!) insangücünün sağlık ve eğitimini iyileştirmek. Bu yolla üretimin miktar, çeşit ve niteliğini akıllıca yönetmek, küresel rekabet edebilmek.[4]

Türkiye bu 2 büyük makro stratejik tehdit ile yüz yüze

Siyasal tercih şansı yoktur ve küresel sermaye ile bütünleşen yerel sermayenin akıl dışı ve sürdürülemez dayatmalarına – vesayetine dur demek zamanı gelmiştir.

Keşke ülkemizde de bu tür tabloların verilerini yükleyerek bilgisayarda benzeşim (simülasyon) uygulamaları ile öngörü(prediction, estimation, projection) yapabilecek kurumsal altyapı olsa ve bizler de sayısal karar verme süreçleri (quantitative decision making procedures) ile bilimsel yönetim ve politika (politics değil policy)izleyebilsek. Siyaseti, seçim kazanma nedeniyle “dilediğini yapabilme” olarak görme ilkelliğinden kurtulabilsek. Alaturka anlayışın yerini “halk – ülke için en iyisini yapma” sorumluluğu alsa.. Bunun da biricik yolunun,
büyük ATATÜRK‘ün vurguladığı üzere AKIL VE BİLİM / BİLİMSEL AKILCILIK olduğunu kavrayabilsek.

*****
Sonuç ve Öneriler

Emek örgütleri, ILO ile birlikte sorunu BM gündemine taşımalıdır. BM Genel Kurulu ya da Güvenlik Konseyi bu yakıcı sorunu tartışmalı ve ILO tarafından güncellenen en temel – olmazsa olmaz (essential) işçi sağlığı – iş güvenliği normlarını yaptırıma bağlayarak benimsemelidir. BM bu normlara uyulmasını Dünya Ticaret Örgütü ile birlikte sıkıca denetleyerek sağlamalı, örneğin anılan enaz (asgari) sağlık – güvenlik koşullarına uyulmadan üretilen mal ve hizmetler bir yeterlik damgası (CE gibi..) alamamalı, küresel dolanıma çıkarılamamalıdır. 21. yy. başında küresel sermaye hala yabanıl (vahşi) dayatmalarını sürdür(e)memeli, artık biraz matüre olmalı, evrimleşmeli, uygarlaşmalı ve maksimum kâr dayatmasını terk ederek“makul kâr” a gelmelidir. Bu gelişmenin kendiliğinden olacağını beklemek elbette gerçekçi değildir. Emeğin, tüm güçlüklere karşın örgütlenmesini, sendikal gücünü pekiştirmesi ve en önemlisi yeni müttefikler bulması gereklidir.
En önemli stratejik ortağın, 21. yy’da iyice öne çıkacak, özelleştirmelerle sayıca iyice artacak olan

– yükseköğrenimli ama işsiz,
– diplomalı ama yoksul,
– bileziği var ama sömürülen
– çalışsa bile yoksul – yoksun
– yabancı dil ve bilişim bilen
– gelecek kaygısı içinde ve güvence arayan… yüz milyonlarca genç!

*****
Sanırız Marx‘ın sanayi proleteryası, 21. yy’da küreselleşen kapitalizmin = yeni emperyalizmin ürettiği, yukarıda tarihsel handikaplarını sıraladığımız postmodern proleterya ile ittifakla, birkaç kuşak sonra, ama diler ve umarız ki 21. yy. bitmeden bu kadim vahşet düzenine
son verebilecektir.

Emek en yüce değerdir.. Emeğe saygı, insan olmanın baş koşuludur..
Selam olsun dünyanın tüm -birleşen- ezilen emekçilerine!

Sevgi ve saygı ile.
05 Mayıs 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltk.net
profsaltik@gmail.com


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Güncel haberler
· Haber gönderen habermerkezi


En çok okunan haber: Güncel haberler:
IŞIKLI: CUMHURİYET'imiz KÜRESEL DEĞİL ULUSAL EGEMENLİK ÜZERİNDE YÜKSELMİŞTİR


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa


İlgili Konular

Güncel haberler


sitedeki her türlü makale, yazı, haber, yorumdan ve alıntılardan ve verilen linklerden yazanı sorumludur. makale, yorum, haber katkılarında düzenleme, kısaltma ve yayımlama anlamında tasarruf hakkı insancilsol.com’a aittir. Makaleler bölümününde yazarlarımızın yazılarının altındaki yorum ve linklerden sorumlu değiliz. içeriğin kaynak gösterilerek alıntılanması uygundur. copyrighted © 2005,XII.

tasarım ve hosting: GALAXY DESIGN

ana sayfa

Sayfa Üretimi: 0.07 Saniye